Monday, February 28, 2011

Oscar Töreninin Tek Güzelliği

Bu yılki Oscar törenini izlemek hiç içimden gelmedi. Normalde asla kaçırmaz mutlaka büyük bir heyecanla kimlerin ödül alacağını tahmin etmeye çalışırdım. Bu yıl ödüllerin kime gideceği çok belliydi sanki, o yüzden izlemedim ama bugün bol bol yorumları okuyup en şık kıyafetleriyle arz-ı endam eden Hollywood yıldızlarının fotoğraflarına baktım:)

Ama gözüme takılan bir tanesi var ki burada paylaşmadan edemedim. Tabi ki Cate Blanchett. O nasıl bir güzelliktir ve daha da önemlisi o nasıl güzel bir elbisedir, tek kelimeyle bayıldım.


Elbise Givenchy 2011 Yaz Coture koleksiyonundanmış. Şu hem ön hem de arkadaki işlemelerin güzelliğine bakar mısınız?



Fotoğrafları http://justjared.buzznet.com/ 'dan aldım çok daha fazla burada mevcut;) 

Oscar Töreninin Tek Güzelliği

Bu yılki Oscar törenini izlemek hiç içimden gelmedi. Normalde asla kaçırmaz mutlaka büyük bir heyecanla kimlerin ödül alacağını tahmin etmeye çalışırdım. Bu yıl ödüllerin kime gideceği çok belliydi sanki, o yüzden izlemedim ama bugün bol bol yorumları okuyup en şık kıyafetleriyle arz-ı endam eden Hollywood yıldızlarının fotoğraflarına baktım:)

Ama gözüme takılan bir tanesi var ki burada paylaşmadan edemedim. Tabi ki Cate Blanchett. O nasıl bir güzelliktir ve daha da önemlisi o nasıl güzel bir elbisedir, tek kelimeyle bayıldım.


Elbise Givenchy 2011 Yaz Coture koleksiyonundanmış. Şu hem ön hem de arkadaki işlemelerin güzelliğine bakar mısınız?



Fotoğrafları http://justjared.buzznet.com/ 'dan aldım çok daha fazla burada mevcut;) 

Mor Etek

Benim mor eteğim mor inek gibi bişey, her türlü etekten farklıdır ;)

Bu yaz moda mıdır mor bilmiyorum ama ben geçen yaz bu eteği yaptım ve çok severek giydim:) Nasıl olmuş?


Yalnız baştan uyarayım acemi terzinin etek dikmesi gerçekten zor bir durum ;) İlk etek teşebbüsüm annemin acil müdahalesini gerektirmişti çünkü kemer kısmını yapmak biraz tecrübe gerektiriyor.

Ama bu mor eteğimde kemer sıkıntısından kurtulmak için basitçe kalın siyah bir lastik dikmeye karar verdim. Hem daha modern, daha spor bir etek oldu bu sayede;) 

Nasıl yaptım ? Önce güzel bir dar etek kalıbından yararlandım. Gerekli parçaları kesip biçip makinede diktim, ön tarafını açık bıraktım çünkü önüne fermuar dikmek istedim. Fermuarı da makinede dikince böyle çok çabucak hazır olan ve bence çook güzel bir etek ortaya çıktı;) 

Burda şansım kumaşın çok güzel olması, jarse deniyormuş bu kumaşa ama biraz kalınca bir jarse içine astar dikmek gerektirmiyor hem de giyince çok düzgün duruyor.

Eteğin arkası ve ön detayı da şöyle



Söylemeden de edemeyeceğim bir arkadaşım ilk giydiğimde Topshop'tan mı aldın demişti ;) 

Mor Etek

Benim mor eteğim mor inek gibi bişey, her türlü etekten farklıdır ;)

Bu yaz moda mıdır mor bilmiyorum ama ben geçen yaz bu eteği yaptım ve çok severek giydim:) Nasıl olmuş?


Yalnız baştan uyarayım acemi terzinin etek dikmesi gerçekten zor bir durum ;) İlk etek teşebbüsüm annemin acil müdahalesini gerektirmişti çünkü kemer kısmını yapmak biraz tecrübe gerektiriyor.

Ama bu mor eteğimde kemer sıkıntısından kurtulmak için basitçe kalın siyah bir lastik dikmeye karar verdim. Hem daha modern, daha spor bir etek oldu bu sayede;) 

Nasıl yaptım ? Önce güzel bir dar etek kalıbından yararlandım. Gerekli parçaları kesip biçip makinede diktim, ön tarafını açık bıraktım çünkü önüne fermuar dikmek istedim. Fermuarı da makinede dikince böyle çok çabucak hazır olan ve bence çook güzel bir etek ortaya çıktı;) 

Burda şansım kumaşın çok güzel olması, jarse deniyormuş bu kumaşa ama biraz kalınca bir jarse içine astar dikmek gerektirmiyor hem de giyince çok düzgün duruyor.

Eteğin arkası ve ön detayı da şöyle



Söylemeden de edemeyeceğim bir arkadaşım ilk giydiğimde Topshop'tan mı aldın demişti ;) 

Sunday, February 27, 2011

Pazar Tavsiyesi

Hava çok soğuk bu pazar günü malesef ve madem ki bütün gün evdeyiz o zaman küçük bir tavsiye vermek istiyorum sizlere.

Soğuk kış günlerinin en sevdiğim etkinliği ya sinemadır ya da bugün benim de yapacağım gibi kitap okumaktır mis gibi bir kahve kokusunun eşliğinde...

 Bahsetmek istediğim kitap, mutlaka duymuşsunuzdur : "Çoluk Çocuk" 


Kitabın üzerinde gördüğünüz gibi kocaman bir "New York Best Seller" damgası var. Ben ne zamandır bu damgaya olan güvenimi yitirmiştim birkaç talihsiz denemeden sonra. Ama bu kitaba içinde Patti Smith ve Robert Mapplethorpe olduğu için kayıtsız kalamadım. Ve bu sefer gerçekten New york Times'ın hakkını verdiğini düşündüm.

Benim kalemimden dökülecek kelimelerin sizin okuma keyfinizi kaçırmasını istemiyorum o yüzden içerikten bahsetmeyeceğim. Alın, okuyun sadece, içinizde bırakacağı duygudan hiç pişman olmayacaksınız eminim.

İçinde Robert Mapplethorpe da var ama ben daha çok Patti Smith hikayesi gibi kurdum kafamda, burdan da şu şahane portresiyle selamlamak istiyorum kendisini.


Kitabı okuduktan sonra bu fotoğrafa baktığınızda onu çekeni de hissedeceksiniz ve aslında burda iki kişinin olduğunu göreceksiniz siz de.  


Pazar Tavsiyesi

Hava çok soğuk bu pazar günü malesef ve madem ki bütün gün evdeyiz o zaman küçük bir tavsiye vermek istiyorum sizlere.

Soğuk kış günlerinin en sevdiğim etkinliği ya sinemadır ya da bugün benim de yapacağım gibi kitap okumaktır mis gibi bir kahve kokusunun eşliğinde...

 Bahsetmek istediğim kitap, mutlaka duymuşsunuzdur : "Çoluk Çocuk" 


Kitabın üzerinde gördüğünüz gibi kocaman bir "New York Best Seller" damgası var. Ben ne zamandır bu damgaya olan güvenimi yitirmiştim birkaç talihsiz denemeden sonra. Ama bu kitaba içinde Patti Smith ve Robert Mapplethorpe olduğu için kayıtsız kalamadım. Ve bu sefer gerçekten New york Times'ın hakkını verdiğini düşündüm.

Benim kalemimden dökülecek kelimelerin sizin okuma keyfinizi kaçırmasını istemiyorum o yüzden içerikten bahsetmeyeceğim. Alın, okuyun sadece, içinizde bırakacağı duygudan hiç pişman olmayacaksınız eminim.

İçinde Robert Mapplethorpe da var ama ben daha çok Patti Smith hikayesi gibi kurdum kafamda, burdan da şu şahane portresiyle selamlamak istiyorum kendisini.


Kitabı okuduktan sonra bu fotoğrafa baktığınızda onu çekeni de hissedeceksiniz ve aslında burda iki kişinin olduğunu göreceksiniz siz de.  


Friday, February 25, 2011

Şenlik Var

Biraz geç kaldım yazmak için aslında ama bahsetmeden edemeyeceğim. Geçtiğimiz pazar günü Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Zeyrek Eğitim Birimi'nde yeni dönem için bir açılış şenliği yaptık. 

Çocuklarla vakit geçirmek bana o kadar iyi geliyo ki resmen enerji doluyorum =)

Şenlikte çocuklarla kil ve oyun hamurlarıyla bir park kurmaya çalıştık, gerçekten çok eğlenceliydi. Zaman zaman çocuğum sen kenara çekil biraz da ben oynıyım dememek için zor tuttum kendimi itiraf ediyorum;) 

Bakın çocuklarım neler neler yaptılar.


Bu bir kaydıraktan kayan çocuk :) Evet size de uzaylı gibi göründü değil mi? Ama hayır o bir çocuk uzaylıya benzediğine ikna edemedim çünkü yaratıcısını ;))


Bu güzel çiçekleri ise birinci sınıfa giden bu çiçeklerden de güzel bir kız çocuğu yaptı. Harikalar değil mi??


Bence bu ağaç da çok çok güzel oldu, altında gazete olduğundan çok net olmayabilir affedin ;)


Vee son olarak da bunları göstermeden geçemeyeceğim, bu şaheser sınıftaki en büyük (5.-6. sınıf) çocuklara ait, yaparken gerçekten o kadar eğlendiler ki hamurdan insanların da ağzı kulaklarında gördüğünüz gibi. Küçücük çocukların çok güzel şeyler yaptığını görüp kendilerinden utanıp ortaya çıkardıkları esere bakın çok şirin değil mi?

Şenlik Var

Biraz geç kaldım yazmak için aslında ama bahsetmeden edemeyeceğim. Geçtiğimiz pazar günü Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Zeyrek Eğitim Birimi'nde yeni dönem için bir açılış şenliği yaptık. 

Çocuklarla vakit geçirmek bana o kadar iyi geliyo ki resmen enerji doluyorum =)

Şenlikte çocuklarla kil ve oyun hamurlarıyla bir park kurmaya çalıştık, gerçekten çok eğlenceliydi. Zaman zaman çocuğum sen kenara çekil biraz da ben oynıyım dememek için zor tuttum kendimi itiraf ediyorum;) 

Bakın çocuklarım neler neler yaptılar.


Bu bir kaydıraktan kayan çocuk :) Evet size de uzaylı gibi göründü değil mi? Ama hayır o bir çocuk uzaylıya benzediğine ikna edemedim çünkü yaratıcısını ;))


Bu güzel çiçekleri ise birinci sınıfa giden bu çiçeklerden de güzel bir kız çocuğu yaptı. Harikalar değil mi??


Bence bu ağaç da çok çok güzel oldu, altında gazete olduğundan çok net olmayabilir affedin ;)


Vee son olarak da bunları göstermeden geçemeyeceğim, bu şaheser sınıftaki en büyük (5.-6. sınıf) çocuklara ait, yaparken gerçekten o kadar eğlendiler ki hamurdan insanların da ağzı kulaklarında gördüğünüz gibi. Küçücük çocukların çok güzel şeyler yaptığını görüp kendilerinden utanıp ortaya çıkardıkları esere bakın çok şirin değil mi?

Monday, February 21, 2011

Kocaman Kalpli Hırka

Dün hava gerçekten çok soğuktu, bir de benim gibi converse'le dışarı çıkarsanız donma noktasına gelmeniz kaçınılmazdı ;) 

Hala ısınamadığımdan aklımda birkaç fikir daha olmasına rağmen t-shirt projelerini bir kenara bırakıp bugün kazaktan hırka yapma deneyi gerçekleştirmeye karar verdim ;)

Severek giydiğim gri yün bir kazağım vardı. Ancak ben yanlış bir yıkama operasyonuyla küçülmesini sağladığımdan beri giymiyordum;) Madem gözden çıkardım o zaman makası alıp ön ortasından keseyim dedim hırkaya dönüştürmek adına. Tabi öyle kesik bırakmak çirkin bir görüntü oluşturduğundan mor jarse kumaştan biye yaptım kesik yerlerine. 


Sonra da kocamaaan bir kalp kestim aynı kumaştan ve arkasına diktim. Kalbin düzgün olması için internetten indirdiğim bir fotoğrafı istediğim boyuta getirerek kumaşın üzerine çizip öyle kestim. Sonra da makinede dikince hırkamın arkası da böyle oldu.


Yamuk asmışım kusuruma bakmayın ;) Sonra hızımı alamayıp küçük bir kalp daha kesip kol ağzına da dikiverdim.


Çok güzel spor bir hırkaya dönüştü, çok sevdim bu halini, tam da bu sevimsiz kış günlerinde içimi ısıtan bir şeye ihtiyacım vardı. 

Kocaman Kalpli Hırka

Dün hava gerçekten çok soğuktu, bir de benim gibi converse'le dışarı çıkarsanız donma noktasına gelmeniz kaçınılmazdı ;) 

Hala ısınamadığımdan aklımda birkaç fikir daha olmasına rağmen t-shirt projelerini bir kenara bırakıp bugün kazaktan hırka yapma deneyi gerçekleştirmeye karar verdim ;)

Severek giydiğim gri yün bir kazağım vardı. Ancak ben yanlış bir yıkama operasyonuyla küçülmesini sağladığımdan beri giymiyordum;) Madem gözden çıkardım o zaman makası alıp ön ortasından keseyim dedim hırkaya dönüştürmek adına. Tabi öyle kesik bırakmak çirkin bir görüntü oluşturduğundan mor jarse kumaştan biye yaptım kesik yerlerine. 


Sonra da kocamaaan bir kalp kestim aynı kumaştan ve arkasına diktim. Kalbin düzgün olması için internetten indirdiğim bir fotoğrafı istediğim boyuta getirerek kumaşın üzerine çizip öyle kestim. Sonra da makinede dikince hırkamın arkası da böyle oldu.


Yamuk asmışım kusuruma bakmayın ;) Sonra hızımı alamayıp küçük bir kalp daha kesip kol ağzına da dikiverdim.


Çok güzel spor bir hırkaya dönüştü, çok sevdim bu halini, tam da bu sevimsiz kış günlerinde içimi ısıtan bir şeye ihtiyacım vardı. 

Friday, February 18, 2011

Dudaklı T-shirt

Bugün hava o kadar güzeldi ki... Tam kışa istemeden de olsa alışıyordum ki yeniden yaz biran önce gelse artık diye sızlanmaya başladım ;) 

O zaman da bugün t-shirt'ler üzerinde yaptığım deneysel çalışmalarımdan birini paylaşmak istedim ;)

Hemen sıvayalım kolları... İlk önce ihtiyacımız olan düz beyaz bir t-shirt.

Sonra da google'da istediğimiz gibi bir dudak resmi için küçük bir arama yapmamız gerekiyor. Ben şöyle kapalı, dolgun, kıpkırmızı bir dudak seçtim kendime;) Resim biraz kötü, büyütmeden orjinal halini kaydetmemişim malesef ama ihtiyacımız olan sadece kontorü zaten ;)

İstediğimiz dudağı bulduktan sonra onu istediğimiz boyutta büyütmemiz gerekiyor, ben fotokopi makinasından yardım aldım bu aşamada;) 

Sonra da sıra kırmızı bir kumaş parçası bulmaya geliyor. Evde giyilmeyen bir t-shirt ya da daha önceki dikişlerden kalma kırmızı kumaş parçaları çok iyi iş görür. Tabi bambaşka bir renk de olabilir ama ben kırmızıyı seçiyorum. Giymekten hiç hoşlanmadığım, boşuna dolabımda yer kaplayan bir gömleğimi feda ettim bu iş için, böylece güzel bir amaç uğruna ondan da kurtulmuş oldum ;) 

Büyüterek istenen boyuta gelen dudağı güzelce kırmızı kumaşımızın üstüne iğneleyip kesiyoruz. Eğer penye gibi kenarları atmayan bir kumaşsa daha iyi olur, bir daha kenarlarını overlok yaptırmakla uğraşmak zorunda kalmayız. Sonra da dikiş makinesinde dudaklarımızı kenarından t-shirt'ümüze sabitliyoruz.

Veee sonuç 


Ben dudak çizgisi belirgin olsun diye aynı kumaştan bir alt dudak daha kesip onu da diktim, böylece hem dudak açılıyomuş gibi de oluyor ;) 

Çok severek giyiyorum bu t-shirt'ümü, umarım siz de beğenirsiniz =)

p.s. Bu fikir bana aittir demiyorum, çünkü internette böyle bir t-shirt görüp de esinlenmiş olabilirim, kimsenin hakkını yemek istemem.




Dudaklı T-shirt

Bugün hava o kadar güzeldi ki... Tam kışa istemeden de olsa alışıyordum ki yeniden yaz biran önce gelse artık diye sızlanmaya başladım ;) 

O zaman da bugün t-shirt'ler üzerinde yaptığım deneysel çalışmalarımdan birini paylaşmak istedim ;)

Hemen sıvayalım kolları... İlk önce ihtiyacımız olan düz beyaz bir t-shirt.

Sonra da google'da istediğimiz gibi bir dudak resmi için küçük bir arama yapmamız gerekiyor. Ben şöyle kapalı, dolgun, kıpkırmızı bir dudak seçtim kendime;) Resim biraz kötü, büyütmeden orjinal halini kaydetmemişim malesef ama ihtiyacımız olan sadece kontorü zaten ;)

İstediğimiz dudağı bulduktan sonra onu istediğimiz boyutta büyütmemiz gerekiyor, ben fotokopi makinasından yardım aldım bu aşamada;) 

Sonra da sıra kırmızı bir kumaş parçası bulmaya geliyor. Evde giyilmeyen bir t-shirt ya da daha önceki dikişlerden kalma kırmızı kumaş parçaları çok iyi iş görür. Tabi bambaşka bir renk de olabilir ama ben kırmızıyı seçiyorum. Giymekten hiç hoşlanmadığım, boşuna dolabımda yer kaplayan bir gömleğimi feda ettim bu iş için, böylece güzel bir amaç uğruna ondan da kurtulmuş oldum ;) 

Büyüterek istenen boyuta gelen dudağı güzelce kırmızı kumaşımızın üstüne iğneleyip kesiyoruz. Eğer penye gibi kenarları atmayan bir kumaşsa daha iyi olur, bir daha kenarlarını overlok yaptırmakla uğraşmak zorunda kalmayız. Sonra da dikiş makinesinde dudaklarımızı kenarından t-shirt'ümüze sabitliyoruz.

Veee sonuç 


Ben dudak çizgisi belirgin olsun diye aynı kumaştan bir alt dudak daha kesip onu da diktim, böylece hem dudak açılıyomuş gibi de oluyor ;) 

Çok severek giyiyorum bu t-shirt'ümü, umarım siz de beğenirsiniz =)

p.s. Bu fikir bana aittir demiyorum, çünkü internette böyle bir t-shirt görüp de esinlenmiş olabilirim, kimsenin hakkını yemek istemem.




Wednesday, February 16, 2011

Sapanca

Bir pazar günü erkenden Haydarpaşa'da büyükçe bir grup toplanıp Sapanca yoluna düştük. Tren yolculuğu biraz uzun sürüyor ama onun da keyfi bir başka oluyor doğrusu;)

Sapanca her zamanki gibi tertemiz havası, yemyeşil doğasıyla karşıladı bizi. Mükemmel göl manzarasının kahvaltı davetine de hayır diyemedik tabi.


Karnı doyan grup yemyeşil tepelere doğru zorlayıcı bir doğa yürüyüşüne koyuldu. 


Uzun bir süre yürüdükten sonra suyu pırıl pırıl bir dereye rastladık. Biz şehir çocukları için sanki küçük bir mucize gibiydi. Sonra biraz ileride bir amca bizleri misafir edip nefis bir çay ikram edince büyük şehirlerde neleri kaçırdığımızı, neleri unuttuğumuzu biraz burukca farkettik. 


Zorlu ve uzun parkur boyunca önümüze çok şirin tahta salıncaklar, hamaklar, serbestçe dolaşan inekler, bizi kovalayan cici(!) köpekler çıktı ama yılmayıp en tepede çok güzel bir restorana ulaştık. 

Sapanca'da yenebilecek çok şey vardır ama önce alabalık yenir, işte biz de tam öyle yaptık. Hem de Sapanca icadı alabalık iskender yedik. O da ne öyle deyip şaşırmamak lazım gerçekten çok lezzetliydi. Bir gün mutlaka yolunuzu düşürüp bir tadına bakmalısınız ;)


Zaten bu fotoğraftan sonra iki kere düşünmeye gerek var mı?

Sapanca

Bir pazar günü erkenden Haydarpaşa'da büyükçe bir grup toplanıp Sapanca yoluna düştük. Tren yolculuğu biraz uzun sürüyor ama onun da keyfi bir başka oluyor doğrusu;)

Sapanca her zamanki gibi tertemiz havası, yemyeşil doğasıyla karşıladı bizi. Mükemmel göl manzarasının kahvaltı davetine de hayır diyemedik tabi.


Karnı doyan grup yemyeşil tepelere doğru zorlayıcı bir doğa yürüyüşüne koyuldu. 


Uzun bir süre yürüdükten sonra suyu pırıl pırıl bir dereye rastladık. Biz şehir çocukları için sanki küçük bir mucize gibiydi. Sonra biraz ileride bir amca bizleri misafir edip nefis bir çay ikram edince büyük şehirlerde neleri kaçırdığımızı, neleri unuttuğumuzu biraz burukca farkettik. 


Zorlu ve uzun parkur boyunca önümüze çok şirin tahta salıncaklar, hamaklar, serbestçe dolaşan inekler, bizi kovalayan cici(!) köpekler çıktı ama yılmayıp en tepede çok güzel bir restorana ulaştık. 

Sapanca'da yenebilecek çok şey vardır ama önce alabalık yenir, işte biz de tam öyle yaptık. Hem de Sapanca icadı alabalık iskender yedik. O da ne öyle deyip şaşırmamak lazım gerçekten çok lezzetliydi. Bir gün mutlaka yolunuzu düşürüp bir tadına bakmalısınız ;)


Zaten bu fotoğraftan sonra iki kere düşünmeye gerek var mı?

Tuesday, February 15, 2011

Çizgili Kazak

Bizim evde kendimi bildim bileli bir örgü harekatı vardır yaz kış. Ben de bu yüzden kazak alışverişi yapmaktan ziyade beğendiğim kazağı anneme göstermeyi tercih ederim. Oldukça geniş bir kazak koleksiyonum vardır her ne kadar kışın sıcak geçmesiyle hiçbirini giymesem de ;)

Geçenlerde lookbook.nu'da gezerken şu aşağıdaki fotoğrafa gözüm takıldı. 


Kazak çok basit olmasına rağmen çok hoş göründü gözüme. Bunun üzerine hemen gidilip uygun yünler alındı. Sonra örgü fabrikası annem benim 2 gün şehir dışında olmamı fırsat bilip hemen bitiriverdi kazağı.


Fotoğraftakinin tıpkısı olmamış mı? Üstelik çok da ucuza mal oldu ;) 
Hem de çok sevdim.

Çizgili Kazak

Bizim evde kendimi bildim bileli bir örgü harekatı vardır yaz kış. Ben de bu yüzden kazak alışverişi yapmaktan ziyade beğendiğim kazağı anneme göstermeyi tercih ederim. Oldukça geniş bir kazak koleksiyonum vardır her ne kadar kışın sıcak geçmesiyle hiçbirini giymesem de ;)

Geçenlerde lookbook.nu'da gezerken şu aşağıdaki fotoğrafa gözüm takıldı. 


Kazak çok basit olmasına rağmen çok hoş göründü gözüme. Bunun üzerine hemen gidilip uygun yünler alındı. Sonra örgü fabrikası annem benim 2 gün şehir dışında olmamı fırsat bilip hemen bitiriverdi kazağı.


Fotoğraftakinin tıpkısı olmamış mı? Üstelik çok da ucuza mal oldu ;) 
Hem de çok sevdim.

Monday, February 14, 2011

Forum İstanbul

Ikea'yı sevmeyen var mıdır acaba? Ben bayılıyorum ve mutlaka belli aralıklarda ikea seferine çıkıyorum. Bunun için de Forum İstanbul yollarına düşüyorum. İtiraf ediyorum ikea faktörü olmasa o kadar uzağa sırf alışveriş merkezi için gitmem ;) 

Tabi gitmişken bir de H&M'e uğradım. İstinye Park'taki mağazası beni hayal kırıklığına uğratmıştı ama Forum İstanbul'dakini beğendim gerçekten. Ve çook güzel bir ceket aldım kendime. Güzel değil mi?


Ikea seferinden de ellerim kollarım dolu çıktım tabi =) Bunlar sadece bir kısmı.


Sağdaki saksılar sadece 1 liraydı ve ben onları kalemlik yapmak için aldım. Normal boyutlardaki kalemliklere asla sığamadığımdan bunların iyi olacağını düşünüyorum. Tabi bu şekilde kullanılmayacaklar, biraz üstünde çalışıyım son halini de paylaşacağım. Çerçeveler de aynı şekilde modifiye edilecekler =)

Ama en güzeli ikea'da yemek zamanıdır bence, onca yorgunluğun üstüne yenen güzell bir somonlu kiş herşeyi unutturur.




Forum İstanbul

Ikea'yı sevmeyen var mıdır acaba? Ben bayılıyorum ve mutlaka belli aralıklarda ikea seferine çıkıyorum. Bunun için de Forum İstanbul yollarına düşüyorum. İtiraf ediyorum ikea faktörü olmasa o kadar uzağa sırf alışveriş merkezi için gitmem ;) 

Tabi gitmişken bir de H&M'e uğradım. İstinye Park'taki mağazası beni hayal kırıklığına uğratmıştı ama Forum İstanbul'dakini beğendim gerçekten. Ve çook güzel bir ceket aldım kendime. Güzel değil mi?


Ikea seferinden de ellerim kollarım dolu çıktım tabi =) Bunlar sadece bir kısmı.


Sağdaki saksılar sadece 1 liraydı ve ben onları kalemlik yapmak için aldım. Normal boyutlardaki kalemliklere asla sığamadığımdan bunların iyi olacağını düşünüyorum. Tabi bu şekilde kullanılmayacaklar, biraz üstünde çalışıyım son halini de paylaşacağım. Çerçeveler de aynı şekilde modifiye edilecekler =)

Ama en güzeli ikea'da yemek zamanıdır bence, onca yorgunluğun üstüne yenen güzell bir somonlu kiş herşeyi unutturur.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...